21 Kasım 2015 Cumartesi

Çok uzun zaman olmuştu gideli ama dün gitmiş gibiydi ne tuhaf oysa gerçekten gideli epeyce uzun bir zaman önceydi dün kadar uzak mesela..

1 Haziran 2015 Pazartesi

ADAM

Hani hiç bir şey paylaşmadık ya hani tek paydemiz dakikalara sığdırdığımız nefeslerimiz idi
Hani sen her gördüğün tenden bir anı koparırdın ya kendine
Beti benzi kaçmış dudaklara terinden bir şeyler bırakıp dönüp uyurdun ya sırtını
Sabahında korkup kaçtığın yine hep kendin olurdu
Hani seni sen yapan bütün serseriliğini tek bir gülümseyeme sindirebilmeyi başarmıştın ya
İşte bu yüzden insanları ikiye ayırdım ERKEK VE ADAM..
2.6.05

Selda Başkaya

18 Şubat 2014 Salı

NEFES

Bazen canın sadece onu çeker öyle bildiğimiz türden sevişmek değil sırt sırta dönüp birbirinize yaslanıp ciğerleriniz'den çıkan oksijenin sizin yerinize sevişmesini izlemek için. Bazense sadece parmak uçlarında gezip neresine neden dokunduğunu bilmeden hayatın kıyısından yürümek ister canınız öylesine sert ama kırılgan adımlarla.
Bazen durup düşünmek ister kafanız iki kişinin adına düşünmek..
Sonra vazgeçip tüm yalınlığından çirkinliğin, güzelliğini kusmak ister ruhunuz tüm sabrıyla beklerken gelecekte olanı..

27 Ocak 2014 Pazartesi

Erkek Çocuğu

Zaman zaman günleri ertelerken bilirim kaçışların son olmadığını/olamıyacağını.
Her başlayan günün ardından bir kez daha kendimi yine kendime adıyorken hiç usanmayacağımı.
Küçük bir erkek çocuğuyum ben avuçlarımda her gün biraz daha büyüyen izlerim var.
Her gün biraz daha acıyan yorgun kalbim ve parmak uçlarım.
Nazarında tüm dünyaya karşı koymak isterken kaybettiğim bir ruhum.
Gecelerinde ağlarken, gözyaşlarımı içime akıtırken biriktirdiğim bozuk paralarla aldığım hayatım var.
Sevişmelerin tadını çıkardığım ertesi gününde her gördüğüm yüzden kaçtığım bedelsiz bir vücudum.
Görmeyi unutan gözlerim var benim, görmek istediklerini gören bazen sadece bakmasını bilen.
Küçük bir erkek çocuğuyum ben yaralarım var dudağımda, arada emerek sızısını azalttığım.
Günahlarım var benim sevaplarımla karıştırıp Tanrıya yolladığım.
Her güneşin doğuşunda yatağımdan kalkamayıp anılarıma sarılıp uyuduğum yastıklarım var.
Küvetin içine girdiğimde boğulmak isteyip'de beceriksizliğimin verdiği acemilikle yapamadığım aşkım var.
Kendime düşkünlüğüm var öldürmek istesem de düşkünlüğüm nedir ki düşkünlük!
Susarken içimden tekrarladığım kelimelerim var zor zamanlarımdan kurtaran bir tür kelimeler işte
Küçük bir erkek çocuğuyum ben hala oyuncaklarım var etrafımda benimle konuşan
Vee eriyorken dondurma külahlarında umutlarım var hala hiç yitmecek her zaman çoğalacak umutlarım...

14 Aralık 2013 Cumartesi

Her şey

Küçük orospu şehirlerin kölesiyiz
Anlamak isteyipde anlayamadıklarımızın esiri
Bize göre değil bu siyah beyaz uyumsuzluğu
Ezbere dokunuşlar bize göre değil
Hiç kimse
Hiç bir şey
Hiç bir zaman 
Kusursuz değildir
Dediğimizde bile
Nasıl da 
Kusursuzduk...

Bir varmış Bir yokmuş

Bir sevgiliniz vardı ve artık yok. Kabullenmek istemeseniz de bitti bu ilişki.
Ama siz hala onu özlüyor, "belki bir gün yeniden döner" diye hayaller
kuruyorsunuz. Peki ya hayatınız? Siz farkında olmadan akıp gidiyor elinizden. 
 Çoğumuz biliriz ya da duymuşuzdur. "Yeni Türkü" grubunun bir şarkısı vardır.
Maskeli Balo...  
 .... Yaredir sinede eski sevgili 
Eski sevgili, eski günler
Hayata baksana takmıyor kimseyi
Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
Yaredir yinede.... 
 Bir ilişkiye başlarken ne zaman biteceğini, nasıl biteceğini bilemez insan.
Nasıl bitecek biliniyor ya da en başta düşünülüyorsa da bunun adına da ilişki
denmez zaten. Bitiş anı ise çoğunlukla bağra çağıra gelir. Aşk haykırır
"bitiyorum beni kurtarın" diye. Taraflardan biri bu haykırışa kulak verip çaba
gösterse de, diğer taraf onunla aynı fikirde değilse, tek tarafın çabası o aşkı
kurtarmaya yetmez. Aşkı kurtarmak istemeyen taraf sonunda pılısını pırtısını
toplayıp çeker gider.  
 Sonra birbiri ardına sorular gelmeye başlar. "Neden Bitti?", "Hata Kimdeydi?",
"Başkası mı var?" Bu sorular yanıt bulsa dahi neyi değiştirebilirsiniz ki?
Düşündükçe işin içinden çıkamaz hale gelirsiniz. Sizi böyle p.. gibi ortada
bırakıp gitmesini içinize sindiremezsiniz. Bu durumda kimisi işi hakaretlere
hatta şiddete kadar vardırır. Kimisi nasıl intikam alacağının planlarını kurmaya
başlar. Kimisi de kendisini daha sonra daha çok acı verecek olan "Geri Dön"
yalvarmalarına başlar.  
 Eski aşkınızın hayali sizde ne kadar uzun süre kalırsa, sizin hayattan kopuk
şekilde yaşamanızda o kadar uzun sürecektir. Elbette unutmak mümkün değildir.
Şarkı da şöyle devam eder zaten;  
 ....Yaredir sinede eski sevgili
Ne yapsan kolay unutulmaz
Ağlama geçmişe yaşadık bitti
Anılar bizi yalnız bırakmaz
Yalnızız yine de.... 
 Kimse kimseye "anılarını unut" diyemez. Ama sevgilimiz olduğunda bile "yalnız"
olduğunuzun bilinciyle yaşamalıyız ilişkilerimizi. Hayat bir kişinin ellerine
bırakılmayacak kadar değerli değil mi? "Yaşadık güzeldi ama bitti" demeyi
öğrenmeli ve unutmamalı; terk edilen, hayata direnme gücünü yine kendisinden
almak zorunda kalacak. İşte bu güce sahip olduğunuzun farkına vardığınızda,
hayatımızın ellerimizden kayıp gitmesine izin vermeyeceğiz.  
 Bu arada, Yeni Türkü bir başka şarkısında da şöyle diyor; 
 .... Aşk yeniden unutulmuş yemin gibi
Aşk yeniden hem tanıdık hep yepyeni
Aşk yeniden kendini yarattı kendinden..... 

13 Aralık 2013 Cuma

Yasak

Hayat:
Bir zaman gölgesinde geçirilen dolu dolu nefes birimi..
Kaldırımlarında soğuk kanlı bir şekilde itilip düşülme eğilimi..

Bağırmak eğlenmek koşmak zıplamak yasak..
Yasaklara Hoş geldiniz diyecek memleket bile yasak..

Aşk yasak aşık olmak aşık olunmak yasak..
Başkaları ile aynı rüyayı görmek için düş satmak..

Teneşirin'de biriktirdiği ölüleri beslemek yasak..
Soğuktan üşüyen parmaklarını ağzına götürüp ısıtmak yasak..

Sürekli düşmekten kabuk bağlamış diz kapaklarını sarmak yasak..
Hastalıklı düşüncelerinde kendini bulduğun insanlara inanmak yasak..

Gülümsemesine inandığınız hayalperestlerin peşine takılmak yasak..
Meydanlarda at koşturmak dört nala savrulmak yasak..